AB ile Ortaklık Anlaşması

AB Devletlerinin Ortaklaşması Ne Demektir?

Bir ortaklaşma, Avrupa Birliği ya da Avrupa Ekonomik Topluluğu (EWG) ve üçüncü bir devlet arasında yapılan uluslararası hukuk sözleşmesidir. Bu sözleşmeyle birlikte her iki taraf da özel bir ilişki ve birlikte çalışma biçimi kurar. İçeriğin ve hedef belirleniminin nasıl olacağı anlaşmadan anlaşmaya farklılık göstermektedir. Karşılıklı özel durumlara ilişkin asıl boyut, taraf devletler arasında mümkün olduğunca engelsiz bir ticareti yapılandırma ve malların ithalat ve ihracatındaki sınırlamaları kaldırma amacına yönelik, kısıtlı bir ekonomik ortaklık ilişkisidir. Fakat bunun yanında iş, toplum ve siyasal dialoğa ilişkin düzenlemeler konusunda da bir birlikte çalışma mümkündür.

AB’nin Ortaklık Anlaşması ve Hedefler

AB’nin ve aynı şekilde AET’nin ortaklık anlaşmaları birbirinden çok farklı hedeflere sahiptir ve geçmişte de sahip olmuştur: Yunanistan için 1961’de imzalanan ortaklık sözleşmesi Yunanistan’ın 1981’deki AB’ye giriş,inin ön aşamasıydı. Anlaşmanın hedefi ülkenin ekonomik olarak AB’ye yakınlaştırımasıydı. Malta ve Kıbrıs ile anlaşmalar 70’li yılların başında yapıldı ve öncelikle bir gümrük birliğine imkan tanımaları ön görüldü. Geriye dönük bakıldığında bu anlaşmaların devletlerin daha sonra AB’ye girmelerini kolaylaştırdığı görülebilir.

Avrupa-Anlaşması: Orta ve Doğu Avrupa’daki dolaşımlardan sonra AB 1989 yılında Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Bulgarya, Romanya, Slovenya, Estonya, Letonya ve Litvanya ile Avrupa-Anlaşması denen anlaşmayı imzaladı;
Hedef: Serbest ticaret bölgesinin yaratılması, partner devletlerin AB-üyelikleri hedeflendi → Giriş ortaklığı; söz konusu devletlerin AB’ye girişi nihai olarak 2004 ile 2007 yılları arasında başarıyla gerçekleşti.

Avrupa, Karibik ve Pasifik Devletleriyle Anlaşma;
Hedef: AB ile ortak bir dış gümrük ve ticaret imtiyazları yürütmek, taraf devletlerin ekonomik gelişimi desteklenmelidir → Gelişim Ortaklığı.

Avrupa-Akdeniz Ortaklığı, Tunus, İsrail, Fas, Ürdün, Mısır ve Cezayir ile;
Hedef: Avrupa Anlaşması’nda olduğu gibi bir serbest ticaret bölgesi yaratmak, fakat AB’ye giriş perspektifi söz konusu olmadan.

Avrupa Serbest Ticaret Ortaklığı (EFTA) Norveç, İzlanda ve İsviçre ile;
Hedef: Hukuki düzenlerin ortak bir hukuka eş zamanlı uyumu sürecinde serbest ticaret geliştirmek → Serbest ticaret ortaklığı.

Doğu Ortaklığı Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldovya, Ukrayna ve Beyaz Rusya ile;
Hedef: Siyasal diyaloğun derinleştirilmesi, serbest ticaret anlaşmasının kurulması.

AB ile Türkiye Arasındaki Ortaklık Anlaşması

Türkiye ile bir ortaklık anlaşmasını AET henüz 1963’te imzalamıştı (Yunanistan’dan sonraki ikinci anlaşma), bu anlaşma daha sonra ise farklı ek protokoller ve bir çok kararla tamamlandı.
Ortaklığın hedefi her şeyden önce ticaret ve ekonomi ilişkilerinin güçlendirilmesiydi. Kararlar iş verenlerin serbest dolaşımını hedefliyordu ve bunun dışında Türkiye’nin AB’ye girişine hazırlanma ödevini taşıyordu. Türkiye öncelikle anlaşma aracılığıyla serbest dolaşımı adım adım sağlamakla ve bunun dışında ortak bir gümrük tarifesine uymakla kendini yükümlü kıldı. Anlaşmanın metni buradan okunabilir.

1998’den beri Avrupa Komisyonu düzenli olarak Türkiye’nin AB’ye giriş yolunda kat ettiği ilerlemelere dair raporlar yayınlamaktadır. 1999 yılında Türkiye’nin statüsünün aday ülke olarak düzenlenmesi kabul edildi. Böylece giriş müzakerelerinin ancak belirli siyasal kriterlerin yerine getirilmesinden sonra başlayabileceği vurgulandı. Giriş müzakerelerinin açılması 2005 yılında Avrupa Konseyi tarafından kararlaştırıldı.
Türkiye ile giriş müzakrelerinin başlaması tartışmalı bir konudur. Bunun sebeplerinden bazıları bugüne kadar süren Kıbrıs sorunu ve insan hakları ihlalleridir. 2016’daki darbe girişiminden ve 2017 referandumundan sonra AB’de bu zamana kadar Türkiye açısından ciddi sonuçları olmayan giriş müzakerelerini askıya alma talebi yükseldi.

Bilinmesi Gerekenler

Serbest Dolaşım: İşverenler İçin Oturum Açısından Özel Bir Düzenleme Olmaksızın Faaliyet Yürütme Hakkı
Ortaklık Anlaşması iş verenlerin faaliyet hakkını düzenler, oturum hakkını değil. Diğer üçüncü devletlerin vatandaşlarının Almanya’ya ilk girişi için geçerli olan oturum hakkı koşulları onlar için de geçerlidir (Oturum yasasına göre, Aufenthaltsgesetz AufenthG).  Ancak bir yasal ilk girişten ve oturum izninin alınışından sonra ortaklığın ayrıcalıkları için hak iddia edilebilir, buna oturumun uzatılması da dahildir.

Türk iş verenlerin hukuki durumları 1980 yılında Ortaklık Anlaşmasının 1/80 kararıyla düzenlenmiştir. Bu karar Almanya’daki türk iş verenler için şunları dile getirir:

  • Bir senelik bağımsız, sosyal güvence yükümlülüğü altındaki faaliyetten sonra aynı işverendeki çalışma izninin yenilenmesi ;
  • Aynı işverendeki üç senelik faaliyetten sonra Türkiye’den gelen çalışanlar, şimdiye kadar yürütülen meslek/faaliyet alanındaki her bir kadro fırsatına başvuru yapmaya izin elde ederler;
  • Çalışanlar, aynı meslek/faaliyet alanındaki dört senelik faaliyetten sonra her faaliyeti maaş ilişkileri çerçevesinde yürütmeye ve Almanya’daki her boş kadroya başvurmaya izin elde ederler.

Bu yönergeler sadece bağımsız olmayan faaliyetler için geçerlidir. Serbest çalışanlar içinse başka düzenlemeler söz konusudur, örneğin duraklama hükmü (daha çok ülkeye giriş, oturum ve çalışma izni konularında) gibi.

Gümrük
AB’nin Türkiye ile ortak gümrük birliği 1996 yılındaki Ankara Anlaşması denen anlaşma ile (Ankara Anlaşması, 29 Aralık 1964 ABI L 217) kurulabilmiştir. Böylelikle bir yandan ortak bir gümrük alanı oluşturulmuştur: Bu anlaşmadan beri gümrük alanında üretilen veya bu alana sokulan nesneler ve gümrük yoluyla gönderilen nesneler gümrüğe girmeden gümrük birliğinin diğer taraflarına taşınabilir. Bunun devamında ortak bir dış gümrük kurulmuştur (daha fazla bilgi için Taşıma ve Gümrük başlığına bakınız).

To top

İletişim ve Danışma // Kontakt und Beratung

touring artists Beratungsangebot